Uncategorized

concept1_sd

Domination Geliştirici Günlüğü v.1

Posted by | Flash @tr, Oyun Geliştirme, Oyun Tasarımı, Programlama, Uncategorized | 2 Comments

Domination, strateji ve simülasyon öğelerinin harmanlandığı, Civilization oyunlarından ve Game of Thrones kitaplarından büyük ölçüde esinlenilmiş, geliştirmekte olduğumuz son oyundur.

Şu anda oyun tasarımı ve programlamasını benim üstlendiğim projenin, görsel tasarımını Devrim Kunter yapıyor.

Oyuna her başladığınızda kendinizi tamamen rastgele yaratılmış bir Dünya’da, birkaç toprak parçasına sahip bir Lord olarak buluyorsunuz. Tıpkı sizin gibi Dünya’nın farklı noktalarına yine rastgele dağılmış olan başka lordlar da mevcut. Amacınız bu lordlarla yeri geldiğinde savaşıp, yeri geldiğinde barış antlaşmaları imzalayarak, doğru ticaret, doğru diplomatik hamlelerle, doğru teknolojileri keşfederek bu Dünya’da söz sahibi bir konuma yükselmek ve tabiri caizse, hükmetmek… Peki bunu nasıl yapıyorsunuz?

Domination konsept tasarımı – çizen: Devrim Kunter

 

Bu oyunla ilgili en büyük hedeflerimden bir tanesi, oyuncu ile oyun arasındaki iletişimi yitirmeden etkileşimi olabildiğince azaltmak. Vereceğiniz basit kararlar oyunun ilerleyiş biçimini büyük ölçüde etkileyerek her yeni oyunun sizin için yeni bir tecrübe olmasını sağlayacak. Oyunda etkileşime geçebileceğiniz şeyler çok sınırlı:

  • Saldırganlık seviyesi: Oyunda hangi topraklara saldıracağınıza tamamen bilgisayar karar veriyor. Yapabileceğiniz tek şey, savunmacı veya saldırgan bir oynanışa karar verebilmek.
  • Teknoloji / Ticaret oranı: Ticaret’e yönelip para kazanmak mı daha büyük bir öncelik sizin için, yoksa teknolojiye yönelip yeni keşifler yapmak mı? Aradaki oranı belirleyebilirsiniz.
  • Yeni araştırmalar: Yeterince zaman geçtikten sonra araştırmakta olduğunuz teknolojiyi keşfedersiniz. Böylece karşınıza çıkacak ekranda araştırmak istediğiniz yeni teknolojiyi de seçebilirsiniz.
  •  Diplomasi: Diğer lordlar ile bağlantıya geçip antlaşmalar imzalayabilirsiniz. Diplomasi ekranında yapabileceğiniz çok şey mevcut ancak bunları yapabilmek için ilgili teknolojileri de keşfetmeniz gerekiyor. Örneğin herhangi bir lord ile iletişme geçmek için Diplomasi teknolojisini (ve Diplomasi teknolojisinin önşartı olan Kağıt teknolojisini) keşfetmiş olmanız gerekiyor. Veya bir harita paylaşımı antlaşması önerebilmek için Harita Yapımı teknolojisini, lord’a gizli bir saldırı düzenlemek için Suikast teknolojisini, yiyecek stoklarını zehirlemek için Zehir teknolojisini keşfetmeniz şart.
  • Ordu / Halk oranı: Halkınız sizin için yiyecek üretip, ticaret yaparak para kazandırırken ordularınız sınırlarınızı büyütmenize yardımcı olacak. Aradaki dengeyi ise değişen koşullara göre siz belirleyebileceksiniz.
  • Rastgele Olaylar: Bulunduğunuz topraklarda bazen iyi bazen kötü rastgele olaylar meydana gelecek. Bu, topraklarınıza sığınmak isteyen göçmenler de olabilir, size büyük zarar verecek doğal afetler, bulaşıcı hastalıklar da… Bu durumlarda size her iki seçeneğin de avantajları ve dezavantajları olacak şekilde bir evet/hayır sorusu yöneltilecek. Vereceğiniz cevaba göre de ya risk alacaksınız, ya da önleminizi.

Oyunun henüz 20%’lik bir kısmı tamamlanmış durumda. Hem görsel, hem programlama, hem de oyun tasarımı açısından daha yapacağımız çok iş var. Gelişmeleri buradan paylaşmayı düşünüyorum. Her türlü öneriye ve eleştiriye açıktır. Şu ana kadar yapılmış olan kısmın vidyosunu da aşağıda izleyebilirsiniz.

 

Önemli Olan Tek Şey

Posted by | Uncategorized | 13 Comments

Aşağıda All That Matters (Önemli Olan Tek Şey) oyununun türkçe giriş metnini ve türkçe altyazılı vidyosunu bulabilirsiniz. Sevgiler…

– Başlangıç –

Gerçekte kaybolmak, hiç aranmamaktır.

Saatlerce, günlerce, yıllarca herkesin gözünün önünde durursun.
İnsanlar seni görür, dostlar yerini bilir, komşular sesini duyar.
Ama hiç aramazlar.

Ailen her gün üstünden geçip gider.
Hiç dokunmazlar.

Benim ruhum da böyle uçup gitti.
Günden güne ağırlaşan, sertleşen, kalın bir kabuk kaldı geriye.
Taş gibi.

Her taş gibi düşmeye başladım.
Ne zaman?
Hatırlamıyorum.

Ama bu sabah uyandım işte.
Her zamankinden erken uyandım.

Uyanınca,
Bir taş gibi düşerken
Bir tüy gibi hafifledim.
Zaman yavaşladı, sonra durdu.

Zamanı durdurmayı başardım.
Her şeyi hatırladım.

Herkesi nasıl kaybettiğimi
Kendi evim’de nasıl kaybolduğumu
İnsanları nasıl unuttuğumu hatırladım.

Bu karım Sydney; ne kadar da uzak görünüyor. Eskiden böyle değildi.
Billy şimdi bir delikanlı. Hızlı, enerjik hayat dolu. Doğduğu gün…Daha dün gibi..
İşte asıl yeni doğan burada! Toby. Hey ne zaman emeklemeye başladın sen?
Annem öldükten sonra, babam odasından hiç çıkmadı galiba. Merhaba bay Greer.  Baba! Uyuyor galiba…

Bugün, aslında herkesin beni nasıl unuttuğunu hatırladım.

Şimdi size bir hikaye anlatacağım.
Bu; ailemi yeniden bir araya getirmek için çıktığım yolculuğun hikayesi olacak.

– Yazan: Nedim Murat Gür

kucuk-prens

Elli Üç Dakika

Posted by | Uncategorized | No Comments

- Günaydın! dedi Küçük Prens.
– Günaydın! dedi satıcı.
Susuzluğu gideren, geliştirilmiş bir hap satıcısıydı bu. Haftada bir hap alınıyor, bir hafta susuzluk çekilmiyormuş.
– Bunları niçin satıyorsun? diye sordu Küçük Prens.
– Zamandan kazanılıyor, dedi satıcı. Uzmanlar hesap etmiş: haftada elli üç dakika kazanılıyormuş.
– Peki, bu elli üç dakika ne yapılıyormuş?
– Kim, ne isterse.
“Benim, dedi, Küçük Prens, harcayacak elli üç dakikam olsa, salına salına bir pınara doğru yürürdüm.”

 

“Ahmaklar zamanı nasıl öldüreceğini, akıllılar ise nasıl kazanacağını düşünür.” demiş Alain. Ben ona katılmıyorum. Ben daha çok Küçük Prens’in tarafındayım. Herkes, zamanın ne kadar değerli olduğundan ve boşa geçirilmemesi gerektiğinden bahseder. Bence zaman, bazen boşa geçirildiğinde daha değerli olur.

Herkes hayatında bir fark yaratmak ister ve bunun için, çevresininde etkisiyle, inanılmaz bir çaba gösterir. Buna rağmen aranan mutluluk bulunamıyorsa, bir de Küçük Prens’in yolunu denemekte fayda var. Belki de daha çok çalışmaya değil, salına salına bir pınara doğru yürümeye ihtiyacımız var.

Frozen Synapse

Frozen Synapse

Posted by | Uncategorized | No Comments

Son zamanlarda oynadığım bazı şahane oyunlardan bahsedesim geldi burada.

Frozen SynapseA simultaneous turn-based strategy game.

 


Yani eş zamanlı sıra tabanlı strateji oyunu. Sizi duyabiliyorum, hem eş zamanlı hem sıra tabanlı nasıl olabilir bir oyun diyorsunuz muhtemelen. Öyle güzel yapmışlar ki…

Efendim oyunumuzda bir çeşit taktikçiyi canlandırıyoruz. Oyundaki her tur 2 bölüme ayrılıyor. İlki plan fazı. Bu safha da  bir grup askerimize önlerinde ki turda uygulamaları için çeşit çeşit emir veriyoruz. Aynı şekilde düşmanımızında olası hareketlerini düşünerek onlara da emirler verebiliyor ve simüle edebiliyoruz. Her tur gerçek zamanda 5 saniye kadar sürüyor. 2. bölüm sonuç fazı. Verdiğimiz emirlere göre birimlerimiz hareket ediyor ve düşmanla çarpışıyor. Tabi eğer iyi bir taktikçiysek düşmanlarımızın olası hareketlerini iyi planlamış oluyoruz o yüzden sonuçlar, plan aşamasında yaptığımız gibi oluyor. Fakat bunu beceremediysek ve düşmanımız beklenmedik hareketler yaptıysa bizim emirlerimiz de anlamsızlaşabiliyor ve savaşı kaybedebiliyoruz. Bu 2. fazda zaten sadece izliyoruz. 5 saniye sonra 2. tura geçiliyor, yine plan aşaması. Kaldığımız yerden devam ediyoruz birimlerimizin bir sonraki hareketlerini planlamaya.

Oyun aslında multiplayer olacak şekilde tasarlanmış fakat bu aşamaya geçmeden önce tutorial + singleplayer’ı bir kere bitirmeniz şiddetle tavsiye edilir. Zaten çok keyif alacağınızı tahmin ediyorum. Hoşuma giden şeylerden bir tanesi singleplayer oynarken bir bölümde başarısız olup tekrar başlattığınızda (bunu çok yapacaksınız) oyunun rastgele yaratılan yeni bir haritada başladığını göreceksiniz. Yani ezbere hareket etmeniz engellenmiş.

Oyun bana soracak olursanız inanılmaz karmaşık bir oyun. Fakat tutorial’ı çok güzel yapmış adamlar. Böyle bir oyun tutorial ile anlatılabiliyorsa heralde her oyun anlatılabilir diye düşünüyorum. Birkaç bölüm oynadıktan sonra ısınmaya başlıyorsunuz ve kendinizden emin bir şekilde havaya giriyorsunuz. Bir süre sonra plan fazında simülasyon yapma ihtiyacı bile hissetmeden direk sonuç fazına geçiyorsunuz.

Frozen Synapse bazı temel noktalara dikkat edilmediği takdirde çok başınız ağrıtacak bir oyun. Birimlerinize verebileceğiniz çeşit çeşit emir mevcut. Bir örnek vermek gerekirse, normalde bütün birimler düşman birim hedeflerine girdiği zaman çarpışmaya başlıyor. Fakat birimlerinizden birine “continue on sight” (görüş anında devam et hareketine) emiri vererek belli bir noktaya koşmasını sağlayabilir ve o noktadan sonra “engage on sight” (görüş anında çarpış) emri verebilirsiniz. Böylece yakın menzilli siaha sahip biriminizin yeterli mesafeyi sağlamadan çarpışmaya girmesini engellemiş olursunuz. Bunun dışında verdiğiniz emirleri zamanlayabilir (1 saniye sonra şu noktaya yürü gibi), biriminizi çömeltip doğrultabilir, istenilen noktaya bakmasını sağlayabilir, belli bir hedefi sallamamısını sağlayabilirsiniz. Ve bütün bu emirlerin hepsini tek bir turda da verebilirsiniz. Çömel – şu konuma git – 1 saniye bekle – ayağa kalk- öteki tarafa git – hedef al – vs. vs.

Görsel açıdan çok tatmin edici bir oyun değil, herşeyi sade ve basit tutmaya çalışmışlar. Bunun bilinçli bir seçim olduğunu düşünüyorum çünkü bu kadar komplike bir oyunda görsel detay ağır kaçabilirdi diye düşünüyorum. Zaten hedef oyuncu kitlesi olarak seçtikleri insanların buna çok dikkat etmeyeceklerini düşünmüş olmalılar. Yine de bu kadar gözü yormayan görseller seçselermiş daha iyi olabilirmiş.

Müziklere gelirsek… Ah o müzikler… Oyunu oynarken sizi inanılmaz gaza sokan müziklerini oyun oynamıyorken bile dinlemek isteyeceksiniz. Frozen Synapse’in müzik konusunda inanılmaz iyi bir iş çıkarttığını düşünüyorum. Aşağıda güzel bir örneğini dinleyebilirsiniz.


Sonuç olarak Frozen Synapse strateji türü oyun severlerin kaçırmaması gereken bir oyun. Fakat bir uyarı yapmakta fayda var. Çok karışık bir oyun olduğu için yeterince sabrı olmayan oyuncular çabuk sıkılabilir. Oyunu Steam’den satın alıp eşinizle dostunuzla multiplayer oynayabilirsiniz. Steam’den almak için tıklayın.